KARMA YASASI – ETKİ TEPKİ YASASI
Karma, “ektiğini biçersin” ifadesi ile özetlenen evrensel bir yasadır. Karma Yasası veya Etki ve Tepki yasası olarak da adlandırılır. Newton, Albert Einstein’ın da doğruladığı gibi, her etkinin eşit ve karşıt bir tepkisi olduğunu keşfetmişti. Bu prensibin yaşamın her alanını etkilediğini kendimize hatırlatmak da önemlidir. Karmanın, kelime anlamı ”eylem” demektir. Her an bize bir seçenek sunulur – iyi olanı ya da şeytani olanı seçmek, nazik ya da kaba olmak, yavaş ya da hızlı hareket etmek, sadeleştirmek ya da karmaşıklaştırmak ve benzeri birçok seçenek. Yani nasıl davrandığımıza bağlı olarak karşılığını alırız. Bu kadar basit!
İyi bir şeyler yapın ve karşılığında iyi bir şey alın.
Sevgi verin ve sevgi selinde yıkanın.
Eğer diğerlerini eleştirirseniz, siz de eleştirilirsiniz.
Eğer çalarsanız, sizden de çalınır. Yalan söyler ve aldatırsanız, size de yalan söylenir ve siz de aldatılırsınız; gereksiz yere bazı alanlarda – örneğin iş dünyasında aldatırsanız, belki de eşiniz sizi evde aldatır!
Yine de tüm bu yenilgiler ve kayıplar sırasında, sonuçları kabullenmenin o kadar da kolay olmaması ilginç değil midir? Üstelik “Neden ben?” ya da “Bu nasıl mümkün olabilir?” gibi sorular sorma cüretinde bulunuruz. Peki, neden piyango kazandığımızda “Neden ben?” diye sormayız?
Sevgi ve saygı görmediğimde, bunun nedenini sorgular ve çoğu zaman da parmağımla karşı tarafı işaret ederim. Bir an için belki de suçlu tarafın kendim olabileceğini kabullenemem! Bir şeyleri olumlu hale getirmek için yeterince çok çalışmayan biri olup olmadığımı (kolay olanı seçip seçmediğimi) gözden geçiriyor muyum? ‘Kötü talihim’ diye dertlenmeden önce, niyetimin saflığı kadar, eylemlerimin niteliğine de bakıyor muyum?
Ne verdiysem, karşılığında sadece onu alırım; eğer domates tohumu ekersem, turp çıkmasını bekleyemem! Eğer bugün sıcak, sevgi dolu dostluktan hoşlanıyorsam, o zaman insan ilişkileri tarlasının toprağını iyi işlemişim demektir. Eğer ince ve sırım gibiysem, bunun nedeni, günlük egzersizlerim ve aldığım kalorileri düzenlememdendir. Eğer kariyerimde başarılıysam, muhtemelen yıllarca süren sıkı çalışma ve sürekli gayretten dolayıdır. Bugün yaşadığım hayat önceki eylemlerimin bir sonucudur, yani dünkü eylemlerimin… Ve bugün de, yarın da kısa zamanda geçmiş olacak!
İnsanların öğrenim ya da iş yaşamında aldatmaları şaşılacak şey! –hiç kimse görmese bile – evrensel adalet sisteminin her zaman işlemekte olduğunu idrak edemiyorlar mı? Tohumu ekmek ile meyve hasadı arasında nasıl uzun bir ara varsa, sergilenen eylem ile sonuçların oluşması arasında da, o kadar uzun bir ara vardır. Bu nedenle, insan, hareketlerinin üzerinde yarattığı zararı göremez. Polisten ya da sorgudan kaçtığımı zannedebilirim ancak bu, sadece tüm tohumlar ‘meyve’ vermeden önceki bir zaman meselesidir; insanın karması yaşamı boyunca onu daima takip eder.
Karma bize bir seçeneğimiz olduğunu ve sorumlulukların da seçimlerle birlikte geldiğini öğretir. Hissettiğim acı ya da memnuniyet, benim eylemlerimin bir sonucudur ve karma bana bu korkunç kısır döngüyü olumlu hale dönüştürebileceğimi – ekilecek tüm tohumların benim elimde olduğunu öğretir.
Zihin toprağınızı işlemenin, arzu edilmeyen sonuçların ve istenmeyen hislerin yabani otlarını sökmenin şimdi tam zamanıdır. Zihninize hükmeden sizsiniz ve bu sebeple aradığınız sonuçları yaratmayı seçebilirsiniz; Yaşamınızın her alanında, güçlü ve yapıcı düşüncelerin sağlıklı tohumlarını ekin. Sonra arkanıza yaslanın ve görünen meyveleri izleyin… ancak, sabırlı olun… ham meyve sadece hazımsızlığa neden olur!
Sakinken, karmaşa olmadan ve zihnime uyuşmazlıkları çekmeden karma felsefesini anlamak ve daha da önemlisi karma hesabını kapatmak, kaçınılmazdır. İşleyen bir evrensel adalet sistemi olduğunu ve tüm meselelerle ilgilenileceğini bilerek huzur bulabilirim ve adaleti aramak için yasaları uygulamayı benim ele almam gerekmez. Bununla birlikte, tüm kaynaklarımı, kullandığım bir parçam haline getirmeliyim ki, bu hesapta daha fazla bir borca maruz kalmayayım. Karma bir verme ve alma yasasıdır – alma ve verme değil! Vermeden alırsam, yasayı çiğnemiş olurum ve sonuçta hesabı yeniden dengeye getirmek için, kat be kat geri ödemek zorunda kalırım. Bu bir paradokstur ve belki de tüm zamanların en büyük yanılgısıdır ki, aldığımda, kazançlı çıkmam, borç yaratırım! Nihai hedef, her zaman alacaklı olmaktır, borçlu değil – ve bunun için, alıyor olmaktan çok veriyor olmam gerekir.
Pek çoğumuz kişisel kaynaklarımızı, boşa harcamanın saygı duymamakla eş anlamlı olduğunu bile anlamadan, kullanırız. Tıpkı çevreci hareketlerin yeryüzünün kaynaklarını boşa harcamama ve gezegene hürmet etme bilincini yükseltmesi gibi. Benzer şekilde kaynaklarımı boşa harcadığımda, onlarla hürmetsizliğin/değer bilmezliğin karma hesabını açarım. Ve hürmet etmediğim/değerini bilmediğim hiçbir şey bana hizmet etmez! Onlara gerçekten ihtiyaç duyduğumda, hazır ve nazır olmazlar!
Şimdi “ruhsal denge” mizin farkında olmaya ihtiyacımız olduğundan, boşa harcama konusunu ele almak önemli. Eğer bir şey benim en yüce amacım ile örtüşüyorsa, bu, boşa harcamak değildir. Amacımı yerine getirmekten daha azı, boşa harcamaktır. Basitçe söylersek, boşa harcamak, kişiden kişiye değişebilen, göreli bir terimdir çünkü herkes anlayışını ve kaynaklarını, amaçlarını yerine getirmede en iyi bildikleri şekilde kullanır; birisi için gereksiz olan bir şey, diğerinin amacına uygun olabilir.
Tüm kaynaklarımla, yardımcılarımla, benimle iş birliği yapabilmeleri için, olumlu, sağlıklı dostça ilişkiler kurmalıyım! Şunu deneyelim:
Zaman Zaman çoğunlukla eksikliğini hissettiğim değerli bir hazinedir. Geçen her an, asla geri dönmez. Yine de zamanla olumlu bir karma yarattığımda, her şeyi yapacak bol bol zamanım olur, zaman benimle işbirliği halindedir. Zamanı boşa harcadığımda, kendi amacımı yerine getirmede o zamanı doğru dürüst bir şekilde kullanmamış olurum, böylece de zaman darlığı ile cezalandırılırım.
Servet/Varlık Bazı insanların çok fazla serveti olur ve yine de her yere kıtlık bilinci taşırlar. Bu yüzden insanı zenginleştiren serveti değil, aza sahipken dahi her şeye sahip olması tutumudur. Varlık/servet, daha yüksek amaç için – en sonunda, en büyük mahsulü elde etme amacıyla kullanılır- bu nedenle hayırseverliğe önem verilir.
İlişkiler Bazı insanların diğer pek çok insanla bağlantıda olduğu görülür ve yine de yardıma ihtiyaçları olduğunda, çok azı ‘iyiliğin karşılığı’ olarak geri gelir. İlişkiler bir yatırımdır. Daha fazla sevgiye, saygıya, nezakete, işbirliğine ve merhamete yatırım yaptığımda, karşılığını daha fazla görürüm.
Zihin / Beden Düşüncelerim ve enerjim benim en değerli kaynaklarımdır. Onları yanlış kullanırsam o zaman sonuçlarına katlanırım. Olumsuz ve yararsız şeyler düşünürsem, muhtemelen başım ağrır. Eğer bütün gün bilgisayar ekranına bakarsam, muhtemelen gözlüğe ihtiyacım olur. Ciğerlerime oksijen yerine nikotin çekersem, o zaman tabii ki, ciğerlerim mutsuz ve pişman olur!
Tabiat Çöpleri düzenli olarak boşaltmayı veya suyu ve diğer doğal kaynakları savurmamayı öğrenmekle birlikte, Doğa Ana ile sevgi ve saygıya dayalı bir ilişki kuruyorum. Ve başkaları arabalarının camlarından ne atarlarsa atsınlar, benim görevim doğa ile kendi kişisel ilişkimi kurmak, doğa ve beş element ile kendi kişisel saygı hesabımı açmaktır. Ancak o zaman ihtiyacım olduğunda bana yardım edebilir – yani ihtiyacım olan her zaman yiyeceğe, suya ve havaya sahip olurum. Tüm kaynaklarınıza saygı duyarak – boşa harcamayıp tüm hesapları kapatmanın şimdi tam zamanıdır. En yüce amacınızla aynı frekansta olun ve kendi kaynaklarınızı, bu amaçla uyumlandırıp aldığınızdan daha çok verin! Böylece ruh dolmaya başlar ve tüm kaynaklarınız bollaşarak, meyve yüklü bir ağaç gibi, size hizmet etmek için önünüzde eğilir!
Aruna Ladva