Güneşin Çiçeği
29 Aralık 2020 Salı

Kalbin Enerjisi

KALBİN ENERJİSİ

Şu anda insanlığa yapılan en büyük çağrılardan biri şefkat çağrısıdır.

Ancak şefkatli olmak gerçekten ne anlama gelir?

Şefkat, başkalarının ihtiyaçlarını görmemize yardımcı olan bir güçtür, ancak başkalarının acı çekmeleri nedeniyle, kendi kalbimizin kanamasına izin vermek, gerçek şefkat olamaz. Duygusallığı şefkatle karıştırmak bize yardımcı olmaz. Büyük keder duyguları kalbe zarar verir ve eninde sonunda şefkati yok eder.

Başkalarına fayda sağlayabilmek, bir değer yaratabilmek için ve acı çekilen durumlarda en iyi nasıl davranılacağını bilmek için güçlü bir yüreğe ihtiyacımız vardır. Yelpazenin diğer ucunda, bazıları genellikle üstesinden gelemeyecekleri acılara ve incinmelere tepki olarak, kalplerini aşırı derecede sertleştirirler. Bunun için kendimizi suçlamaya gerek yoktur ancak şunu anlamamız gerekir: Sert kalpler güçlü görünebilir; bir şeyleri halledebilirler, genellikle ‘kazanırlar’, ancak kendilerini diğer insanlardan koparır, başkalarının ihtiyaçlarını dikkate almaz ve algılayamazlar da. Bu hem kişisel, hem de toplumsal seviyede sorunlara yol açabilir. Kalbin sertleşmesi, hem bireyde hem de toplumda sağlık üzerinde ciddi sonuçlar yaratır.

Kalp, onu beyne, vücudun geri kalanına ve hatta ötesine bağlayan titreşimsel yapılara sahip harika bir organdır.

ABD’deki Heart-Math Enstitüsü’nde çığır açan bir araştırma, kalbin vücuttan birkaç metre uzakta tespit edilebilen güçlü bir elektromanyetik alan oluşturduğunu ve bunun doğrudan sezgisel alıcılıkla ilgili olduğunu gösterdi. Kendi kalbimizde olup bitenler etrafımızdakileri de etkiler ve aynı zamanda onlar tarafından üretilen ve bizim de “uyumlandığımız” enerjinin türünü belirler.

Bunun rezonans etkisi denen bir fenomenle ilgisi vardır. Acı çeken bir kalbin başkalarından olumsuzluk alma olasılığı daha yüksektir. Doğallıkla içsel huzur, sevgi ve şefkat ritimleriyle atan bir kalp ise güçlü kalır. Böylece durumu daha net görebilir ve nasıl yardım edeceğimizi bilebiliriz.

Kalbin alanının gücü, fiziksel, zihinsel ve duygusal enerjilerin tümünün aynı doğrultuda olmasıyla, yani bir tutarlılık içinde olduğunda, artar.

Dünya şu anda kargaşa içinde ve güçlü, dayanıklı kalplere olan ihtiyaç hiç bu kadar büyük olmamıştı. Bunun için kendimize iyi bakmamız, özen göstermemiz gerekiyor. Rajyoga bunu yapmanın iki güçlü yolunu bana öğretti.

Birincisi, kendimde istediğim güçle dolu, saf bir manevi kaynaktan gelen manevi varlıklar olduğumuz anlayışını uygulamaktır. Bu şekilde, en saf huzur ve sevgi kaynağıyla nasıl bağlantı kurulacağını öğrenirim; hem kalbe hem de zihne ihtimam gösteririm. Dış dünyayla daha verici, daha az bağımlı bir şekilde ilişki kurmamı sağlayan bir enerjiyi de geri kazanırım. Sonra, bu şekilde yaşamayı öğrendikçe, sanki diğerlerinden daha pek çok hayırdualar gelir bana, böylece kendi acılarım giderilmeye devam eder.

Geçen Mart ayında 104 yaşında vefat eden Öğretmenlerimizden Dadi Janki bir keresinde şöyle demişti: “Ruhsal çalışmamız baş ve kalp hakkındadır: benim bu kalbim mutlulukla doludur ve bu baş ve beyin serinkanlıdır, huzurludur.” Yaşamı boyunca kalbini ve zihnini ilahi olana bağlı tutmak için gösterdiği özen, bu gücü başka sayısız insanla paylaşmasını sağlamıştır.

Neville Hodgkinson, Birleşik Krallık’ta yaşayan bir yazar ve gazeteci ve uzun süredir Rajyoga öğrencisidir.