Umut ve Minik Ayı
Bir zamanlar ormanda yaşayan küçük bir ayı varmış. Bir gün oyun oynarken iki porsukla karşılaşmış. Onlarla oynamak istemiş, ama onlar onunla oynamak istememişler. Güreşmek istemişler. Ve öyle de yapmışlar.
Bir hafta boyunca her gün küçük ayıyı kızdırmaya devam etmişler.
Sonra bir gün porsuklar gelmeyi bırakmış. Ve hayatının geri kalanında bir daha porsuk görmemiş.
Küçük ayı büyümüş ve kendi küçük ayısı olmuş. Ve yavrusuna öğrettiği ilk şey porsukların çirkin, kötü ve vahşi oldukları olmuş. Böylece küçük ayı porsuklardan korkarak büyümüş ve asla bir porsukla karşılaşmamayı ummuş. Babası bile çocukken porsuklarla olan mücadelesini hatırlayarak şöyle demiş: ‘Dilerim hiç porsukla karşılaşmazsın, o korkunç, yaramaz yaratıklarla. Onları asla unutmayacağım’.
Küçük ayı büyüdükçe ve ormanda dolaştıkça, yıllarca günde en az bir kez şöyle düşünmüş: ‘Umarım bir porsukla asla karşılaşmam. Umarım porsuksuz bir gün geçiririm.”
Ve umutla düşünürken, porsuklardan korkuyormuş.
Sonra, uğursuz bir günde, üç porsukla karşılaşmış. Birbirleriyle oynayıp gülerken aniden bir çalılıktan dışarı fırlamışlar.Ayı durmuş ve porsukları görünce donmuş kalmış.
Tek düşüncesi şuymuş: “Olamaz! PORSUKLAR!” Porsuklar onu görünce gülmeyi bırakmışlar. Onlar da sanki felç olmuş gibi hareketsiz kalmışlar. Sonra korkudan ciyaklayarak çalıların arasına kaçmışlar.
Ayı şaşırmış. Ama nedenini anlaması biraz zaman almış. O aslında porsuklardan beş kat daha büyükmüş. Porsukların gözünde bir devmiş. O günden sonra artık porsuklardan korkmamış. Bir daha porsuklarla karşılaşmamayı da ummamış.
Peki hikâyenin kıssadan hissesi? Umut içinde yaşamak, korku içinde yaşamak gibidir. Umut sadece bir endişeye olumlu bir yön verme çabasıdır!
Umutla Yaşamak
Bir şeylerin olacağını ummak, bir şeylerin olması ya da olmaması için bir şeyler YAPMAKTAN kaçınmanın da güzel bir yoludur.
Bir spor takımının başında olanlar, iş hayatında olanlar, kariyer sahibi olanlar, bir aileyi yönetmek zorunda olanlar, en iyisini umarak oturmazlar, ayağa kalkar ve en iyisini yaratırlar.
En iyiyi gerçekleştirirler çünkü bunu yapabileceklerini bilirler. İşte anahtar ifadenin anlamı da tam olarak budur: yapabileceğini bilmek. Bu kadar çok kişinin umutla yetinmeye karar vermesinin nedeni bu olabilir mi? Umut içinde yaşarlar çünkü henüz yapabileceklerini BİLMİYORLAR. En iyi durumda kendilerinden şüphe etmeyi, en kötü durumda ise yapamayacaklarına inanmayı öğrenmişlerdir!
Ayı, porsukların daha büyük ve güçlü olduğuna inanmayı öğrenmişti ve bu yüzden umudu cehalete dayanıyordu.
Ve cehalet korkuyu doğurur. Kendisinin çok daha büyük ve güçlü olduğunu fark eder etmez, umut önemsiz hale geldi, cehalet yok oldu.
Umut der ki: BELKİ bir gün yaparım. Ancak sadece umutla yaşadığımız sürece, o günün gelmesi pek olası değildir. Ve eğer gelirse, muhtemelen çok geç olacaktır!
Mike George