Sessizlik: Bir Güç Yağmuru
12 Haziran 2017 Pazartesi
Stressiz Yaşam
12 Haziran 2017 Pazartesi

Sessizliğin Güçlü Sesi

Sessizliğin içinden doğduk ve sessizliğe geri döneceğiz.

Sessizlik, kıymetini her zaman bilemediğimiz, güzel, bir doğal bir niteliktir.  O kim olduğumuzun bir parçasıdır ve çekingen, sessiz görünmesine rağmen çok güçlü bir erdemdir.  Sessizlik (sukut) altındır deseler de, gerçek sessizliğin güzelliğini çoğu kişi nadiren deneyimler.

Gerçekte, sessizliği kucaklamak yerine,  ondan sık sık kaçarız.  Eğer bazıları gibi sessizlikten korkuyorsanız, o zaman niçin diye cesaretle bakmak ve yeni bir deneyime atılmak iyi olacaktır.

Hiç bilinçli ve düşünceli sessizliğin içinde biraz zaman geçirdiniz mi?

Mesela birkaç saat, yarım gün, bütün bir gün, bir hafta veya bir ay?

O zaman, hayatınızda oluşan o rahatlatan sakinlik, huzur ve sessizliği deneyimlerken aynı zamanda onun ne kadar canlandırıcı ve aydınlatıcı olduğunu da bilirsiniz.  Ne çok zaman ve enerjinin kazanıldığından bahsetmeye gerek bile yoktur! Birisi sessiz kaldığında,  ne düşündüğünü bilmek zordur.  Ya bilgelikle sessizdirler, ya da bilemediklerinden. Fakat eğer sezgilerinizi kullanırsanız, gerçekten sessiz olan kişinin sadece ağzıyla sessiz olmadığını, aynı zamanda zihniyle de sessiz olduğunu görürsünüz.

Geçenlerde iş adamlarının, yöneticilerin ve politikacıların da “sessiz” inzivalar aradıklarını duydum. Dünya o marifetli küçük teknolojik araçlarla çok ileri gittiğimizin sanki farkına varmış gibi. Eğer içimizde halihazırda yoksa “dışarıda” bize gerçekten güvenlik, mutluluk veya huzurlu bir zihin verecek bir şey olmadığı artarak bilinir hale geliyor.

Sessizliğimiz tatlı bir sessizlik olmalıdır.

Meşgul bir sessizlik değil, yani içimizde birçok şeyin olup bittiği; planlama, analiz, kritik etme vs nin çok olduğu bir sessizlik değil, fakat diğerleri ve çevremizdeki dünya ile uyum sağladığımız bir sessizlik olmalıdır.

 

Sessizlik bir güçtür.

Normalde sessiz olan bir kişi konuştuğunda, insanlar dinler! Çünkü belki de bütün gürültüyü ve gevezeliği eleyecek kadar bilge oldukları ve sonunda o anlamlı özle ortaya çıkabilecekleri anlaşılmıştır.

Sessizlikte geçirilen zaman çok besleyici ve yenileyici olabilir.

Uykudaki gibi, boşalmış enerjiyi yeniden doldurma ve pilleri şarj etme zamanıdır.

Sessizlikte, sahip olduklarımızı ve nereye yönelmemiz gerektiğini gözden geçiririz.

Bu sanki hayatımızda o durma düğmesine basmak gibidir. Böylece kendimize gerçek ile önemli olana yetişmeye imkân vermiş oluruz.

Ve daha fazlası: zihnin gerçek sessizliğinde zaman geçirmek özün geveze zihinden serbestleşmesine, ego kimlikten serbestleşmesine ve dolayısıyla gerçekten kim olduğumuzu görmeye başlamamıza imkân verir.

Büyük resmi, bütün hikâyeyi görürüz, hayat oyunun ne için olduğunu görürüz ve içinde kendi rolümüzü anlamaya başlarız.

Derin sessizlik olduğunda, biz ruhu, olduğu haliyle çıplak, saf ve özgür olarak deneyimleyebiliriz.  Hiçbir ses veya söz, bize sessizliğin verebileceği bu deneyimi veremez.

Örnek olarak ruh bilincinin deneyimini ele alalım.

Biz konu hakkında sonsuza kadar konuşabiliriz, fakat ruh bilincinin engin deneyimine sadece derin sessizliğin deneyimi vasıtasıyla sahip olabilirsiniz.

Ve sese tekrar dönüşümüz, yenilenmiş bir farkındalıkla ve hayatın yeni bir tadıyla olur.

Hayatın dramasını gerçekten anladığımızda tamamıyla sessiz olacağız, çünkü niçin ve neden diye soracak sorular olmayacak, her şey anlaşılmış olacak!

Bu hafta sessizliğin içinde en azından bir süre zaman geçirmeyi deneyin.

Sadece elektronik aletler olmadan değil, içinde az sayıda fakat güçlü düşüncenin olduğu gerçek bir derin sessizlik içinde.

Artık derin sessizliğin sesini deneyimlemenin zamanı geldi. Boşalmış pillerinizi yeniden şarj etmenin ve gerçek özünüzü tanımaya başlamanın zamanı geldi.

 

Aruna Ladva

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

//]]>