Öz Değer
12 Haziran 2017 Pazartesi
Kişisel Yönetim
12 Haziran 2017 Pazartesi

Mutluluk

İnsanlar dünyanın her yerinde mutluluğu arıyor.. Bir yudum mutluluk için tüm hayatımızı tüketiyoruz, yine de aradığımız şeyin mutluluk oldugunun farkında dahi değiliz. Hakiki, derin, gerçek, mutluluğa internet’te rastlama olasılığınızın çok yüksek olmadığı açık. Ancak, öğrenmek sadece okumaktan ya da dinlemekten ibaret degildir. Öğrenmek, pratikle kişinin uygulamasıyla gerçekleşir. Dolayısıyla öğrenmek eylemdedir.

İşte 7 haftada tamamlanacak 7 bölümden olusan bir on-line mutluluk semineri. Kim bilir, bu belki de ihtiyacınız olan tetikleyicidir… Belki bu yazı size, ihtiyacınız olan ipuçlarını verecek, belki de sizi gerçek, yoğun ve sürekli bir mutluluğa götürecek olan ilk adımdır.

 

– Bölüm 1. HAKLILIK MI YOKSA MUTLULUK MU?
Bazıları mutlu olmaktansa haklı olmayı tercih ederler. Siz de onlardan biri misiniz? Bir tartışmada, kendinizi bir fikri veya bir durumu savunurken bulduğunuzu hatırlarsınız. Vazgeçmeyi, geri çekilmeyi veya kabul etmeyi imkansız bulursunuz çünkü bunun kaybetmek olduğuna ve hayatın kaybetmek değil, kazanmak üzerine kurulu olduğuna inanırsınız. Kaybeden biri olarak görünme fikrine bile dayanamazsınız.  Miras aldığınız bu doktrinde kazanmak mutluluğa,  kaybetmekse acı çekmeye eşittir.

 

Fakat durun bir dakika!

 

Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?  Kesinlike kendinizle barışık değilsiniz, kendinizden hoşnut değilsiniz. Sohbetinizde neşe yok ve bu savaşı kaybetme düşüncesi nedeniyle tamamen mutsuzsunuz….!

 

Bunun sadece bir sohbet olduğunu,  sadece bir görüş alışverişi olduğunu unutmuşsunuz ve bu nasılsa bir ölüm kalım, hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş. Ve bu içsel kargaşayı kim yaratmış?  Bir savaş uğruna entellektüel ölüme doğru mutluluğu kim kovalamış?

 

Siz!

 

Bu köşeyi savunmayı seçmekle;  tüm dünyaya, mutlu olmaktansa haklı olmayı tercih ettiğinizi söylemişsiniz.  Buna değdi mi? Bazıları değdiğini söylüyor. Bu seminer ise hayır diyor! Aslında bu sadece kötü bir alışkanlığa dönüşüyor ve mutluluğun yokluğu neredeyse böylece kalıcı hale geliyor.

 

İşte, şimdi rahatlama ve değişme zamanı. Bir tartışmayı kazanmak gerçekten kazanmak demek değildir, bu sadece bir zafer kazandığınız konusunda kendinizi ikna etmeye çalışmanın bir yoludur,  çünkü yenilmekten kaçıyorsunuz. Kazanma çabanıza bir son verdiğinizde ise  artık asla kaybedemezsiniz.

 

  Soru: Kiminle ve hangi durumlarda  kendinizi genellikle direniyor buluyorsunuz?  (Bunlar genellikle aynı insanlar, benzer konular ve durumlardır.)

Kendinize ait bir fikri  savunurken, bir görüşü dile getirirken kendinizi nasıl hissediyorsunuz?  (Birşeyi korumaya çalışmanın,  birşeyden korktuğunuz anlamına geldiğini  ve korkunuzu hiçbirşeyin yaratmadığını hatırlayın.)

 

  Düşünce: Bu durumda sakinliğinizi ve hoşnutluğunuzu kaybetmeden farklı bir şekilde nasıl karşılık verdiğinizi görmeye çalışın. (Bu bir paspas olacağınız anlamına gelmiyor.)

 

  Eylem: Nerede ve kiminle “sakin ve hoşnut kalma sanatı”nın alıştırmasını yapabilirsiniz? Veya bir diğer deyişle; “her zaman haklı olmama felsefesi”nin alıştırmasını………….

– Bölüm 2. İNİŞ Mİ ÇIKIŞ MI?
Bugün hayatımızdaki mutlulukların çoğu “çıkış mutluluk” ve “iniş üzüntü” tarafından yakından takip ediliyor. “Çıkış mutluluk”  genellikle bizim dışımızda birşeyin neden olduğu ve ona bağımlı olan bir mutluluktur- bir kişi, bir olay (benim tuttuğum takımın kazanması) gibi. Ve onu herzaman “iniş”e doğru olan bir üzüntü izler. İşte bu nedenle “çıkış mutluluk” gerçek mutluluk değildir. Sadece bir uyarandır. Gerçek mutluluk değildir, yapay olarak ortaya çıkmıştır, yani kalıcı olamaz, kalıcı olma gücü yoktur. Çok az insan, gerçek değişmez, kalıcı mutluluğu bulmuştur.

 

İşte bu nedenle çoğumuzun hayatı İNİŞ ÇIKIŞ’lar ile doludur.

 

Bunun normal olduğunu söyleyerek ve herkesin de hayatı böyle yaşadığını söyleyerek sürekli aşağı ve yukarı vurup durmayı seçebilirsiniz. Tamam, bu da sizin seçiminizdir. Eğer bunu seçiyorsanız o halde dikkatlice izleyin- inişler yavaş yavaş daha sık, daha derin, daha uzun  ve çıkışlar ise kısa ve daha mı sığ?  Diğer seçenekse o kadar basit ki….Özellikle de bu iniş çıkışlı mutluluğa alışkınsanız.

 

Herhangi bir anda ne hissediyorsanız ondan hoşnut olmayı seçin, İNİŞ te bile olsanız! Çevrenizde olan ve sizin dışınızda olan her şeyden hoşnut olmayı seçin. Bu şekilde hoşnut olmayı seçmek demek, kendinizi duygusal olarak dövmek ya da başkalarını zihinsel olarak veya sözel olarak düzeltmeye çalışmak demek değildir.

 

Bu hoşnutluğu seçmeye devam ederseniz, gerçek mutluluğu, kalıcı ve değişmez  içsel mutluluğu deneyimlemeye başlarsınız. Bu sıkıcı bir mutluluk değildir, aksine besleyen bir mutluluktur.

 

Güvenebileceğiniz bir mutluluk!

 

Boş değil, dolu bir mutluluk!

 

Hiçlik değil, herşeyi içeren bir mutluluk! Fakat oraya gitmedikçe ve görmedikçe bilemezsiniz! Ve sonra artık yapay olan o mutluluktan kurtulursunuz. Derin bir konu, öyle değil mi?

 

  Soru: Hayatınızda en mutlu olduğunuz zamanları hatırlayın- İNİŞler ve ÇIKIŞlar var mıydı?- varsa uyaranlar nelerdi- yoksa hoşnutluğunuzun değişmez olmasının nedenleri nelerdi?

 

  Düşünce: Çocuklarınıza mutluluğun değişmezliğini öğretebilseydiniz, bunu nasıl yapardınız?- onlara ne söylerdiniz, gerçek mutluluğun ne olduğunu nasıl gösterirdiniz?

 

  Eylem: Yarın hangi durumda sürekli değişmez ve mutlu bir insan olduğunuzu, kendinizle, başkalarıyla ve hayatla  barışık olduğunuzu göstermeye başlayabilirsiniz?

– Bölüm 3. BAĞIMLI MI, BAĞIMSIZ MI?
Dünyada çok az gerçek, kalıcı ve derin mutluluk olmasının nedeni bağımlılıktır.

 

Mutluluğumuzu olaylara, durumlara, şartlara veya kişilere bağımlı kılmamız bize öğretilmiştir.  Bu nedenledir ki, hayatımızda herşey yolunda gidene kadar mutluluğu erteleyip dururuz.  Gelecekte mutlu olacağımızı düşünüp neden şimdi mutlu olmadığımızı merak ederiz. Hayatta herşey  her zaman yolunda gitmez ve gelecek hiçbir zaman gelmez, sadece şimdi vardır! Bu nedenle, mutlu olabilmek için mutluluk bir karar olmalı ve bağımlı olmamalı.

 

Söylemek, yapmaktan daha kolay değil mi?

 

Çünkü mutlu olmamıza izin vermeden önce,  hayatımızı birşeyler elde etmek veya birini kazanmak, arzuladığımız sonucu görmek, veya bir acının bitmesini istemekle geçirdik. Öyleyse şimdi bir adım atalım.

 

 Soru: Mutluluğunuz şimdilerde ençok neye bağımlı?

 

 Düşünce: Şimdi de onun olmadığını düşünürek kendinizi hayal edin ve o olmaksızın hoşnut olduğunuzu. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

 

 Eylem: Bağımlılıktan bağımsızlığa doğru özgürleşebilmek için yarın zihninizle ne yapabilirsiniz?

– Bölüm 4. YÜREKTEN VERMEK
İşe neden gidiyorsunuz?  Faturalarınızı ödeyebilecek, karnınızı doyurabilecek, giyinebilecek

parayı kazanmak için. Tamam. İhtiyacınız olandan daha fazla parayı neden  istiyorsunuz? Daha büyük bir otomobil alabilmek, yeni kıyafetler alabilmek, tatile çıkabilmek vb.  Neden?  Çünkü bunlara sahip olduğunuzda veya bunları yapabildiğinizde mutlu olacağınızı düşünüyorsunuz? Aslında hayatta yaptığınız herşeyi mutluluk arayışı nedeniyle, mutlu olabilmek için yapıyorsunuz. Çünkü mutluluk  insanoğlu için en büyük, ruh  için en derin keyif. Ve bu nedenle, o filmi, o eşi, o müziği ve o ziyafeti kovalayıp duruyoruz çünkü mutluluğu buralarda bulacağımızı sanıyoruz.

 

Nadiren farkettiğimiz şeyse, bu çeşit bir mutluluğun geçici, kısa süreli, çok yapay ve sığ olduğu. Aslında o bizim sürekli onu  kovalamamıza, takip etmemize, aramamıza neden oluyor.  Bu nedenle de, gerçek mutluluğu hiçbir zaman bulamıyoruz.

 

Mutluluk kazanılamaz ya da bir avmış gibi yakalanamaz.

 

Öyleyse mutluluk nerededir? Herkes mutluluğun ve sevginin en yakın yoldaşlar olduğunu bilir. Herkes hakiki, asli, gerçek sevginin zaten içimizde olduğunu bilir. Siz de bunu biliyorsunuz , öyle değil mi?

 

İşte mutluluk için de durum aynıdır. Yüreğimizde gerçek mutluluğu taşıyoruz. Aradığımız şeye zaten sahibiz, ancak onu bir başkasına verene kadar da bunu hiçbir zaman bilmiyoruz. Fakat siz, zaten bunu da biliyorsunuz öyle değil mi?

 

  Soru: Başkalarına hangi yollarla mutluluk verebiliriz?

 

  Düşünce: Başkalarına mutluluk verdiğinizi ancak onları herhangi birşeye veya birine, kendiniz de dahil olmak üzere, bağımlı kılmadığınızı,  hayal edin. Bu nasıl bir şey?

 

  Eylem: Birisinden veya birşeyden mutluluk alma arzusundan, ”mutluluk verme sanatı”na doğru  geçişte yarın neyi değiştirirdiniz, neyi farklı yapardınız?

 

– Bölüm 5. MUTLULUK BAKIMI
Diyelim ki; bağımlılıktan biraz kurtuldunuz ve bugün mutlu olmaya karar verdiniz, işte kendinizden ve çevrenizden oldukça hoşnutsunuz. Ve aniden, hiçbir nedene bağlı olmaksızın bazı hisler geldi. Olumsuz hisler ve duygular!  Hoşnutluğunuzu bozmak için geldiler.

 

Ne yaparsınız?

 

İlk olarak- bu hislerin geleceğini ve gelmeye devam edeceğini  anlayın. Onlar geçmişten geliyorlar. Dün, geçen yıl, çocukken,  onları bilincinizde sakladınız ve işte ortaya çıktılar!

 

İkincisi- Onlarla savaşmayın veya mücadele etmeyin. Sadece izleyin, gözlemleyin, kabul edin, fakat onlarla kendinizi özdeşleştirmeyin. Gökyüzündeki bulutlar kadar kolaylıkla geçip gidecekler. Eğer bunu yaparsanız, duygularınız yatışacak ve sonunda yokolup gidecek. Aslında, iyileşmiş olacak. Olumsuz hisler, geçmişte olumsuz birşey düşündüğünüz veya yaptığınız için geliyor, yağmurlu bir gün için o hisleri sakladınız ve işte şimdi sizin rahatınızı kaçırmak için buradalar. Fakat bu da iyi, onlar sadece geçip gitmek, geçip gitmek için geliyorlar……

 

  Soru: Bugünlerde en.çok hissettiğiniz olumsuz hisler neler?

 

 Düşünce: Kendinizi bu hislere hoşgeldiniz derken, onları kabul ederken ve onların gelmesine ve gitmesine izin verirken hayal edin. Bu hisler neye benziyor?

 

  Eylem: Yaratmayı ençok istediğiniz olumlu iki his nedir?

– Bölüm 6. SAHTE HOŞNUTLUK
Şimdi hayatınızdaki herşey olması gerektiği gibi. İşte bu düşünce hoşnutluğa dair bir içgörüdür. İş, aile, boş zamanlarınızı nasıl değerlendirdiğiniz, rutin faaliyetleriniz ve hayatınızı düzenleme şekliniz, bunların hepsini kapsar.

 

Bu aynı zamanda sizin kendinizi rahat hissettiğiniz konfor alanınızdır. Bunların sayıları birden fazla olabilir. Bu konfor alanları tehlikelidir. Çoğunlukla hoşnut değilizdir ve aslında daha da ötesinde,  uykuda olduğumuzu söyleyebiliriz.

 

Öyleyse, genellikle hoşnutluğumuz gerçek değil, anlık ve yüzeyseldir ve arkasında kaçındığımız bir hoşnutsuzluk vardır. Hoşnutluk mutluluğun yüzlerinden birisidir ancak günümüzde onu kolaylıkla hissedemeyiz. Yaşamımızda artık,  gerçek hoşnutluk rahatlıktan değil de değişmekten, öğrenmekten, büyümekten ve vermekten gelir. Veya yalnızca elde etmiş olmaktan değil.

 

Yaşamımızın bu çok özel zamanında, bu zamana has olan ve eğer karşılarsak gerçekten hoşnut olabileceğimiz bazı ihtiyaçlarımızı tanıyabiliriz:

 

Tembellik gibi değiştirmemiz gereken bazı alışkanlıklar olabilir. Bilgelik gibi öğrenmemiz gereken daha derin konular, tam olarak potansiyelimizi gerçekleştirme ihtiyacımız ve karşılığında hiçbirşey beklemeksizin ve istemeksizin kendimizi birşeye verme (adama, hizmet) etme ihtiyacımız var.

 

Fakat öncelikle, bu kendimizi rahat hissettiğimiz alanları,  bitmez tükenmez hoşnutsuzlukla bizi kapana kıstırmasına izin verdiğimiz ve bazen de kendimizi rahat hissettiren inanç, düşünce ve eylemlerimize dair alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor.

 

 Soru: Bugün  hayatınızdaki kendinizi rahat hissettiğiniz iki konfor alanını söyleyiniz.

 

 Düşünce: Uykuda geçirdiğiniz bu alanların dışına doğru nasıl adım atabilirsiniz- bunun için neyi değiştirmeniz ve öğrenmeniz gerekiyor?

 

 Eylem: Nerede, neyle ve nasıl bunu yapmaya yarından itibaren başlayabilirsiniz?

– Bölüm 7. DİĞERLERİNİ İZLEMEK (Son Bölüm)
Diğerlerini izlemek tehlikelidir. Başkalarına bakarak zamanınızı geçirirseniz, onların sahip olduklarına sahip olmak, onların olmayı umduklarını gibi olmak için,  kıskanmaya kolaylıkla başlayabilirsiniz.

 

Bazıları,  diğerlerine benzemeyi veya bir başkasının elde ettiğini elde etmeyi arzu etmenin iyi birşey olduğunu ve sonra o amaca ulaştığınızda da mutlu olacağınızı söyleyebilirler. Fakat bu imkansızdır. Siz bir başkası olamazsınız, bu şekilde birşeyi elde ettiğinizde gerçek mutluluk ve hoşnutluğu bulamazsınız.

 

Siz ancak ve ancak kendiniz olabilirsiniz, sadece kendi bölümünüzü veya rolünüzü oynabilirsiniz. Siz sadece kendi hayatınızı yaratabilirsiniz. Başkalarının yaşamlarını yaşamak, elde ettiklerine ulaşmak, başkalarının sahip olduğu prestijini istemek…Bu istemde ise hoşnutsuzluğun bağlarını, muhtemel bir başarısızlığın korkusunu  ve kıskançlığı buluyoruz. Aslında kendimizin dışında hiçbirşeyi istemeye ihtiyacımız yok ki….Sadece kendimiz olabiliriz- kendimizden hoşnut olabilir, kendimizi kabul edebiliriz.

 

Siz siz olduğunuzda, artık başkalarına olağanüstü çekici görünmeye başlarsınız ve dünya gelir sizin ayaklarınızın önüne diz çöker,………her ihtiyacınızı karşılamak için.

 

 Soru: Hayatınızda ençok benzemeyi istediğiniz veya elde ettiklerine ulaşmayı istediğiniz ve bu şekilde gıpta ettiğiniz kim?

 

 Düşünce: Onları izlediğinizde veya düşündüğünüzde ne tür hisler yaşıyorsunuz?

 

 Eylem: Kendinizi bir başkasına benzemeyi arzu etmekten kurtarabilmek için ne yapabilirsiniz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

//]]>