Meditasyonun 8 Adımı
12 Haziran 2017 Pazartesi
Mutlu Olmanın Yolları – I.Bölüm
12 Haziran 2017 Pazartesi

Her Durumda Mutlu Kalmak

Her Durumda Mutlu Kalmak

En son ne zaman önemsiz bir şey için üzüldüğünüzü hatırlayın. Kendinizi evin dışına kilitleyip, çaresiz bir biçimde kapıyı yumruklamıştınız. Mekanik bir sorun yüzünden uçağınızın üç saat gecikmeyle kalkacağını ilan etmişler ve siz de bu nedenle bir toplantıyı kaçırmıştınız. Süpermarkette daha kısa bir kuyruğa geçmiştiniz ve kasadaki kişi fatura almaya karar vermişti. Trafik o kadar kötüydü ki, en sevdiğiniz kestirme yolunuzu kullanmaya karar vermiş, ancak bu kestirmenin diğer yoldan daha da kötü bir durumda olduğunu fark etmiştiniz. Hayatımızda önceden kestiremediğimiz ve kendimizi iyi hissetmemize izin vermeyen bir sürü durum karşımıza çıkar. Mutluluğumuzu gereksiz yere onlara teslim ederiz. Mutsuzluğun karşılığında aldığımız tek şey ise baş ağrısıdır. Bu durum kronikleşirse, muhtemelen ömrümüzden gider.  

Bir zamanlar bir arkadaşla birlikte Buenos Aires’te arabayla gidiyordum. Trafik ışığı yeşile geçtiğinde, araba stop etti ve motoru tekrar çalıştırmam bir kaç saniye sürdü. Birden, sağımdan hızla bir taksi geçti ve bana ‘mongólico’diye bağırdı. Aslında boşuna öfkelendi, çünkü daha yeni İspanyolca öğreniyordum ve bu yüzden kullandığı sözcüğü anlamamıştım. Arkadaşım, “bu aptal demek” dedi. Daha sonra hızla hesapladım. Her trafik ışığında beş saniye kazandığında, günün sonunda aşağı yukarı 10 dakika ‘ekstra’ zaman kazanmış oluyordu. Öfkeyle beslenen ve trafik ışıklarını ihlal ederek, kendisinin hızını kesen herkese ‘aptal‘ diye bağıran bir karikatür zihnimde çizdim. 30 yıl boyunca haftanın altı gününü trafikte geçirip, her trafik ışığında sürat yapmak o kişiye aşağı yukarı iki ay ekstra zaman kazandırıyordu!  Ancak, devamlı bu endişeyi yaşadığında, hayatı aslında daha kısalmış oluyordu.

Geçenlerde Orlando’da bir konuşmamda dinleyicilere hayatlarının rahat olup olmadığını sordum. Gelirken, otoyolda bir arabanın, devasa bir karavanı ve arkasında da bir golf arabasını çektiğini görmüştüm – sürekli rahatına düşkün biri için mükemmel bir kombinasyon… Büyük çoğunluk “evet” dedi. Sonra da onlara, ne olursa olsun, mutlu olup olmadıklarını sordum. Ancak yukarıda bahsedilen testler – yani kaybolmuş bir anahtar, geciken bir uçak, yavaş ilerleyen bir kuyruk veya tıkanmış bir kestirme yolu – gelmediğinde aşağı yukarı mutlu kalabildiklerini söylediler. Bunlar sadece sıradan testlerdir. Testler gerçekten önemli olduğunda, yani evimiz yandığında veya sevdiğimiz birine kötü huylu bir kanser teşhisi konduğunda mutluluğumuzu nasıl kaybettiğimizi bir hayal edin. Gerçek şu ki, günlük kaosla baş etmek için daha büyük bir idrak ve ruhsal güç gerekir. 

Çoğunlukla Brahma Kumaris sayesinde öğrendiğim ve yıllar boyunca çeşitli durumlarla baş etmeme ve mutlu kalmama yardımcı olan sırlar: 

1) Bağımsız bir gözlemci olun

Bu, her duruma geniş bir açıdan bakmanız anlamına gelir. Tüm olaylar, sahneleri ve görüntüleriyle birlikte,  inanılmaz büyük bir oyunun parçasıdır. Her insan bir rol oynamak zorundadır. Kendi rolüme odaklanmalıyım ve yapabildiğim en iyi biçimde oynamalıyım. Herkes kendi geçmişi ve şu andaki durumların etkisindedir. İnsanlar aslında mutlu olmak ve üzüntüden de uzak durmak isterler. Olayları anlamak ve başkaları tarafından anlaşılmak isterler. Sevmek ve sevilmek isterler. Hepsi budur. Şov başlasın.  

2) Mutluluk vermekte yatar

Mutluluğun akışı bir yönedir; içten dışa doğru. Bir bakımdan, mutluluğu başkalarından ve başka şeylerden almam olası değildir. Mutluluğu sadece verebilirim, çünkü mutluluk verdikçe çoğalır. Bu yüzden, onu nasıl etkinleştireceğimi öğrenmem ve kime veya neye yönlendirebileceğimi bilmem gerekir.

3) Öbür yarım kendimim

Nesne ve ilişkiler aracılığıyla gerçekleşen mutluluk arayışım, kendimi başka kişilerde veya fiziksel objelerde hiçbir zaman bulamayacağımı fark ettiğimde sonlanacaktır. Başkaları ne kadar yüce olurlarsa olsunlar veya ben ne kadar şiirsel biri olursam olayım, kimse benim ruhumun içine girip, duygularımı dönüştüremez. Nesneler ve insanlar bana ilham verebilir, ancak ne veya nasıl hissettiğim bana bağlıdır. Madde tabii ki duyularımızı tatmin eder, ama ruhla bir uyum sağlayamaz. Mutluluk arayışı, bulunmak için çağıran bir iç ses ile başlar. O ünlü portakalın öbür yarısı benim!

4) Ben sorumluyum

Kendi ruhsal ve duygusal durumumdan kendim sorumluyum. Tabii ki geçmişimize veya şimdiki durumumuza ait etkiler vardır, ama “ben başkası yüzünden böyleyim veya 20 yıl önce biri bana kötü davrandı diye böyleyim” diyemem. Hayat, durumlar ve testlerle doludur, ancak zihnimin durumu için sorumluluk almadığım sürece, her zaman onların etkisi altında kalırım.

5) Duyusal uyaranlar mutluluk veremez

Dünya duyu organlarımızı uyaran sonsuz sayıda şey sunmaktadır. Filmler, mp3ler, video oyunları ve bilinçli hazırlanmış cazip reklamlar arasında kalarak, düşünmeden etrafımı kaplayan basit şeylerden vazgeçip, kendimi başkasının yarattığı bir dünyada bulabilirim. Kendi efendim olmayı unuturum.

Sahne istediği kadar güzel, müzik istediği kadar uyumlu veya yemek istediği kadar lezzetli olsun, duyu organlarım o en derindeki ‘ben’ değiller ve hayatı ve içindeki rolümü anlama arzumu derinden tatmin edemezler.

6) Gerçek olmayan beklentiler yaratmayın ve beslemeyin

Ben ne kadar kısıtlıysam, başkaları da öyledir. Birinin sürekli sevecen, saygılı ve bana karşı dürüst olmasını beklemem gerçekçi değildir, çünkü ben kendim bile çoğu zaman kendime karşı böyle davranmakta zorlanırım. Kendi öz saygı eksikliğimi gidermek için başka birinin öz saygısını kullanamam. Başkasının beni aldattığını hissediyorsam eğer, bu benim önce kendimi aldatmış olmamdan kaynaklanır. Bu bir at yarışındaki bahis gibidir. Benim atım kazanmadıysa, bileti yırtıp hayata devam ederim.  

7) Mutluluğun büyüklüğü benim iyilik yapma potansiyelimle aynı boyuttadır

Hepimizin başkalarına hizmet etmek isteyen bir dürtüsü vardır. İhtiyacı olanlara kendi egomu aşarak yardım edebilirsem, cehaletimin içinde hapsolmuş iyilik potansiyelimi serbest bırakmaya başlayabilirim. Başkaları nasıl davranırlarsa davransınlar, onlara karşı içten, cömert ve yakın davranmak, onlara yardım etmenin başlangıcıdır. En büyük hayırseverlik, başkalarına olabildiklerinden daha mutlu olmaları için yardımcı olmaktır. Başkalarına hizmet etme potansiyelim ile olası mutluluğumun boyutları aynıdır.

8) Anda kalmayı öğrenin

Mutluluk sadece şimdiki anda deneyimlenebilir. Dün mutlu olduğumu hatırlayabilirim, ama o deneyimi şimdi tekrar yaşayamam. Geçmişten mutluluk almaya çalışarak sürekli geriye bakar veya bu akşam, önümdeki hafta sonu veya tatilde yaşayacağım mutluğu düşünerek ileriye bakarsam, bana sunulan şu andaki olanakları kaçırırım. Bir yürüyüşe çıktığımda gökyüzünü, ağaçları ve günü takdir edeyim. Başkalarıyla birlikte olduğumda, onları oldukları gibi kabul edeyim. Hiçbir şeye bağımlı kalmadan rüzgârı hissedeyim, yediğim yemeğin tadını ve dinlediğim müziğin zevkini çıkarayım. Küçük şeylerle mutlu olmak için birçok yeni neden vardır.  

9) Bilginizi ve ruhsal gücünüzü çoğaltmak için her gün meditasyon yapın

Mutsuzluk ruhsal gücün yok olduğu anlamına gelir. Uzun bir süre, kazandığımdan çok para harcarsam, iflas ederim. Her gün yerini dolduramayacağım kadar ruhsal güç harcarsam, ruhsal anlamda iflas ederim. Bu yüzden günlük meditasyon pratiğimizi geliştirerek, depomuzu doldurmamız gerekir. Sabahları kalktığımda 20-30 dakika, gün içinde arada bir 2-3 dakika ve akşamları tekrar 20-30 dakika boyunca iyi bir meditasyon yapabilirsem, biriktirdiğim ruhsal güç birçok durumla baş edebilmeme yardımcı olacaktır. Bu güç, ben daha iyi düşünmeyi öğrendikçe,  çoğalacaktır. Büyük zorluklar ortaya çıktığında, onların bile üstesinden gelebilecek kadar güç biriktirebilirim.  

Ken O’Donnell

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

//]]>