Yüz Yalan mı, yoksa Bir Doğru mu?

Anasayfa » Yüz Yalan mı, yoksa Bir Doğru mu?
share on facebook  tweet  share on google  print  

Yüz Yalan mı, yoksa Bir Doğru mu?

 

YÜZ YALAN MI, YOKSA BİR DOĞRU MU?


Bazı insanlar öyle ustalıkla yalan söylerler ki, bize ger
çeği sorgulatırlar.
Yalanlar s
öylemek günümüzde öyle arttı ki, vicdanımızı dahi etkilemiyor gibi görünüyor.

Baz
ıları büyük yalanlar söyler; "Sevgilim seni tabii ki çok seviyorum, gözlerim senden başka kimseyi görmüyor!" Bazıları da küçüklerini söylerler; "Turta harika olmuş!"

İçinde hiç yalan olmayan bir dünya hayal edin.

 

Cennet olurdu! Ancak, bu dünyada yalan bol!... Reklamlar, gerçekte içleri zararlı birçok kimyasal ile dolu iken güzellik ürünlerinin yararlı ve sağlıklı olduğu yalanını söylerler. Firmalar vergi hesaplarını indirebilmek için yalan söyler, bireyler de sigorta poliçesinde istekte bulunurken yalan söyler. Toplumun bazı kesimlerinde yalan söylemeye kabul edilebilir gözüyle bakılır, ancak kalbimize sorsak, yalan söylediğimizde gerçekten iyi hisseder miyiz?

Bunun yerine ger
çeği söylesek ne olur?

 

Tabii ki turta bahis konusu olduğunda, sessiz kalmak en iyisi olacaktır ya da eğer pişiren tavsiye alabiliyor ise turta ne şekilde yapılsa daha iyi olurdu önerisinde bulunabiliriz. İnsanların hislerini incitmek istemiyor olmamız, herkesin iyi hissetmesini isteme niyetimiz anlayışla karşılanabilir. Böylece belki beyaz yalan için bir savımız olabilir.

Fakat bunun dışında, bir yalan
ın devamını getirmek için, yüz yalan daha söylememiz gerektiğini biliriz. Hikâyemizi devam ettirebilmek için, geçmişteki yalanlarımızı hatırlamaya çalışmanın ne kadar stresli olduğunu bir düşünün.

Bize yalan söylendi
ğinde, ihanete uğramış gibi hissederiz; kandırılmışızdır ve bu canımızı acıtır. Kendimizi aptal yerine konmuş hissederiz. Kendisine yalan söylenen kişi, bu nedenle altüst olur ve kızar. Buna rağmen, iki yanlışın bir doğru etmeyeceğini zihnimizde tutmalıyız. Onların yalanları ve sizin kızgınlığınız, durumu düzeltmez.

E
ğer birileri yalan söylemişse, o gerçekte onların yarattıkları karmadır. Aldatma tohumu ekerler ve gelecekte meyvelerini hasat edecekler. Gelecekte onlara da yalanlar söylenme olasılığı yüksektir. Böyle ruhlar için, soğukkanlılığımızı muhafaza etmeli ve gerçeğe sadık kalamadıkları için onlara merhamet etmeliyiz.

G
üçlü ve bilge olan, yalan söylemenin kolaylığının ruhumuzun bütünlüğünde oluşan kaybı telafi etmeyeceğini bilerek, her zaman dürüst kalabilir.

Yalanlar s
öz konusuysa içine düşebileceğimiz başka karmik tuzaklar var, mesela başka kişileri lekeleyen söylenti veya dedikoduları dinlemek gibi. Bu söylentilerin gerçek olup olmadığını bilmediğimiz için, üçüncü kişi hakkında çabucak yargılara varmamak akıllıca olacaktır. Daha da kötüsü söylentiyi yaymaya devam etmemizdir! Gerçek olmayan söylenti birinin itibarını mahvedebilir. Yok varsaymak, sessiz kalmak ve zihnimizde o kişiyi suçlamamak çok daha iyidir.

Ruhsal yolda, ba
şka insanlar hakkında "çöp, gereksiz düşünceler" yaratmamaya daha fazla dikkat etmemiz gerekir. Ve eğer bilgi herkesin iyiliğine değilse, onu konuşmamak en iyisidir.

G
ünün sonunda, gerçeği söylemek, yalanı söylemekten çok daha kolaydır. Çoğumuz yalan söylemek istemeyiz, fakat belki zaman zaman içine düştüğümüz gri bir alan vardır. Mahcup olduğumuz veya utanç duyduğumuz bir şeyi kısa vadede sahiplenmek veya kabul etmek istemediğimizde, yalan söyleyebiliriz. Fakat derin bir nefes almak ve sahiplenmek... Genellikle daha iyi bir stratejidir. En azından acı daha kısa süreli yaşanır ve hatta başkalarından empati duyulmasına bile sebep olabilir.

Gerçeği, t
üm gerçeği ve sadece gerçeği söyleyerek, enerjinizi ve bütünlüğünüzü korumanızın artık zamanıdır.

Aruna Ladva

 

e-bülten üyeliği
Ad Soyad
e-posta
e-jett V7: HMenu-1/R