Gerçek Bolluk

Anasayfa » Gerçek Bolluk
share on facebook  tweet  share on google  print  

Gerçek Bolluk

 

Gerçek Bolluk

 

Bons Flúidos,(Brezilya) “Paranın İzini Sürün” F.Wilson D.Weigl / Milton Trajan dergisi için Ken O’Donnell ile yapılan bir mülakattan derlenmiştir.

Müreffeh(refah içeren) bir yaşam inşa etmek sadece kazanç ve harcamaları dengelemek değildir. Maddi bolluk, profesyonel açıdan tanınır olmak, aylık faturaları kontrolü etmek, cömertlik ve bağımsızlık gibi değerlerle derinden ilişkilidir.

Ken: Bir etki ve tepki zincirinde olduğu gibi, daha az bencil hedefler belirlediğimiz ve yeteneklerimizi başkalarına hayır yapmada kullandığımızda, şans veya iyi talihi kendimize çekeriz. Bu, evrenin diğer insanlar için yaptıklarımızı bize iade ettiği bir işaretten başka bir şey değildir.

Para mutluluk getirir mi?

Ken: Bunun cevabı evet olsaydı bütün milyonerler çok mutlu ve gezegen üzerindeki çoğunluk olan yoksullar mutsuz olurdu. Parayı mutluluk ile ilişkilendirmek ne kadar sahip olduğumuza değil, fakat kaynaklarımızı nasıl kullandığımıza ve onlarla nasıl bir ilişki kurduğumuza dayalıdır. Tabii ki, mütevazı serveti olan birisi faturaları ödemek ve çocuklarını okula göndermek gibi kaygılara sahip olur, fakat zengin bir kişinin de kendini duvarlar arkasında koruması ve zırhlı arabalar ve korumalar için para ödemesi gerekir. Bu bakış açısından, çölde bir çadırda yaşayan bir göçebe daha mutlu olurdu.

Amaçlarımız serveti çeker mi?

K: Hedeflerimiz ne kadar yüksek olunca, Evren materyal edinimimize o kadar daha fazla katkıda bulunur. Her kim bencil hedefler peşinde koşarsa diğer egoların işbirliğini güçlükle alır. Bilakis, sadece kendi finansal durumumuzu değil fakat başkalarınınkini de iyileştirmek istediğimizde, evren bu amaç için daha çok enerjiyi harekete geçirir. Örnek olarak, para getirmenin ötesinde, bir işyeri açmayı düşündüğümde, o başka insanları istihdam edebilir. Dünyaya hizmet eden faydalı bir amacımız olduğunda dünya her zaman bizim için bir yer bulur.

Hırs?

K: Hintli çocuklar maymunlar üstünde zalim bir şaka yaparlar. Maymunun önüne yerfıstıkları ile dolu bir bardak koyarlar. Maymun mümkün olduğu kadar çok yerfıstığını kapmaya çalışır. Zavallı hayvan elini doldurur, fakat onu bardağın ağzından dışarı çekemez. Yerfıstıklarını yemek için can attığı ve onları düşürmek de istemediğinden bardağı yerde paramparça eder ve elini kötü şekilde keser. Bu benzetme hırsın sağlıklı bir limitte olup olmadığını izleme ihtiyacımızı anlatır. İstediğimiz her şeye gerçekten ihtiyaç duyuyor muyuz? Statü sembollerinin ya da en ufak eksikliğini duymadığımız bir şeyin peşindeyken enerjiyi boşa harcamıyor muyuz? Bunu sürekli gözden geçirmeliyiz, aksi takdirde aynı maymun gibi, ne pahasına olursa olsun bir şeyi elde etme hevesiyle kendimizi incitme riskini göze alırız.

Paranın efendisi mi yoksa kölesi mi olmak?

K: Hindistan’da insan ile maddiyat arasındaki ilişkiyi gösteren bir ifade vardır: tan, man, dhan. Hintçede tan vücut, man zihin anlamına gelir ve dhan da servet. Bunlar birlikte bir faytoncu (man), bir at (tan) ve at arabası (dhan) gibidir. Bu kafiye şunu öğretir, zihinsel ve fiziksel enerjilerimizi nasıl odakladığımıza bağlı olarak, kendimizi hayat yolunda ya iyi sürebiliriz ya da, eğer at arabasını atın önüne koyuyorsak, materyalizm bize hükmeder. Gerçek servet özdenetimdir. Nasıl ki sürücü at arabasını sürmek/yürütmek zorundaysa, bizim de hedefimiz servet elde etmek olduğunda zihnimizin eylemlerimizi nasıl yürüttüğü konusunda sürekli dikkatli olmamız gerekir. Tehlike, açgözlülük, bağımlılık ve tüketim için duyduğumuz susuzluğun hayatımızı kontrol etmesine izin vererek tan, man ve dhan’ı tersyüz etmektir.

Bağımsızlık?

K: Gerçek dengeyi, bir emniyet ve yeterlilik hissini dışarıda değil de, kendi içimizde nasıl bulacağımızı bilmemiz gerekiyor. Bütün beklentilerimizin hepsini bir başarıya veya mal mülke yani kendi iç kaynaklarımızın dışındaki herhangi bir şeye yöneltirsek, o başarısız olursa ya da sona ererse, dayanağımızı kaybederiz. Sözlükte, bağımlı olmak fiilinin anlamı tuzağa düşürülmek ya da bir şeye ya da birisine saplanmaktır. Fakat bu faydasızdır, özellikle bugünün dünyasında. Böylesine hızlı ve esaslı değişimlerin olduğu bu zamanda kendi iç dayanaklarımız üzerinde ayakta durmamız gerekiyor.    

 

e-bülten üyeliği
Ad Soyad
e-posta
e-jett V7: HMenu-1/R