Mutluluk Efsanesi

Anasayfa » Mutluluk Efsanesi
share on facebook  tweet  share on google  print  

Mutluluk Efsanesi

F : 193 - hapiness.jpgMutluluk Efsanesi   

O günlük yaşamın ve tatminkâr bir hayatın temelidir. Onun edinimi neredeyse yaptığımız her şeyi etkiler. Belki de hiçbir konu bu kadar kitap, ruhani lider veya seminere konu olmamıştır. Yukarıda bahsettiğimiz “mutluluk”tur. Güzel bir gecenin veya uzun keyifli bir tatilin, hatta güzel uzun bir ilişkinin geçici mutluluğu değildir; gerçek, hakiki saf mutluluktur. Gerçek ve kalıcı mutluluğun bu kadar nadir olmasının bir nedeni mutluluğun coşkuyla karıştırıldığı bir kültürde yetişmiş olmamızdır. Durum böyle olduğunda coşkunun bize mutluluk vereceğini, mutluluk bahşedeceğini düşündüğümüz bir çeşit dürtünün peşinde hayat boyu koşar dururuz. 

Çok nadiren fark ettiğimiz şey ise mutluluğu yanlış yerde aradığımızdır. Asırlar boyunca çoğu bilge, ruhani lider ve hatta bazı ünlü filozof doğuştan mutlu varlıklar olduğumuza işaret etmiştir. Onlar mutluluğun zaten içimizde var olduğunu söylerler. Yapmamız gereken tek şey kalbimizden aklımıza doğru bir yol açmaktır; mutluluk içeriden doğal bir şekilde ortaya çıkacaktır. Temel olarak bu, bilincimizde büyüttüğümüz “yanılsama ormanı” ndan kurtulmak anlamına gelir. Bu yanılsamaları fark etmek ve böylece mutluluk efsanesinden sıyrılmak, mutluluğumuzun gündelik hayatımızdaki gerçeklikte ortaya çıkmasını sağlar. İşte mutluluk hakkındaki en yaygın yedi efsane:

 Efsane 1: Mutluluk satın alma gücüyle ölçülür.

 Bu efsaneyi yok etmek zor değildir. Dünyadaki en mutsuz insanlardan bazıları finansal olarak en zengin olanlardır. En mutlu insanlardan bazıları ise fakirlik içinde yaşarlar. Çocukların ışıldayan parlak gözlerine, mutlu gülümsemelerine bakın, mutluluk imgesini görürsünüz. Bazen ailelerinin ne parası ne de mal varlığı vardır, günde bir kâse pirinç ile yaşarlar. Bu, hiç olmasa da, şükretmek ve durup mutluluğun gerçek doğası üzerinde düşünmek için iyi bir hatırlatmadır.

 Efsane 2: Mutluluk ne kadar biriktirebildiğin ile bağlantılıdır. 

Buna inandığında zihnin aynı yerde takılmış bozuk bir plak gibi çalacak ve duyduğun tek şarkı Para Para Para veya Daha Daha Daha olacaktır. Ne kadar sahip olursan, o kadar ‘daha’ istersin ve sahip olduğunu sandığın şey konusunda ne kadar endişelenirsen, daha da fazlasını elde edemeyeceğinden ve sahip olduğun (VE henüz sahip olmadığın) şeyi kaybetmekten o kadar korkarsın. Peki, bu mutluluk mudur?  

Efsane 3: Mutluluk hak edilmelidir. 

Bazılarına göre mutluluğa giden tek yol mutlu olmayı haketmek için yeterince çalışmadığına dair suçluluk duygusudur. Bu, kişinin mutlu olma hakkını kazanması gerektiğine dair bir inanç taşıdığını gösterir. Aynı zamanda, başkalarının memnuniyeti için yeterince çaba göstermeden mutlu olamazsın. Çoğu kişinin de sonunda farkına varacağı gibi, bu çabalar hiçbir zaman yeterli olmaz, bu yüzden de hiçbir zaman mutlu olamazsın. Ayrıca, başkalarını da hiçbir zaman memnun edemezsin. Herkesin memnuniyet derecesi farklıdır. Mutluluğun, hakedilmesi gerektiğine veya başkalarını mutlu etmekten geçtiğine inanıyorsan hiçbir zaman mutlu olamazsın.  Hissedeceğin tek şey muhtemelen suçluluk duygusu olacaktır.

 Efsane 4: Mutluluk hayal ve arzularının gerçekleşmesidir. 

“Hayal etmeye cesaret et...“derler! “Hayal edebilirsen başarabilirsin...”derler! “Ne istediğini bilmelisin ve yeterince istemelisin...”derler! Ve “İşte ancak o zaman mutlu olabilirsin...”  derler! Ama söylemedikleri şey, arzulamak doyumsuzluktur ve herhangi bir arzudan gelen tatmin ancak geçici olabilir, bir yenisi kapını çalana dek. Bazen bu bağımlılık olarak adlandırılır ve mutluluk bağımlılığın tatmini değildir. Bunu nasıl anlıyoruz? Herhangi bir arzun gerçekleştiğinde tüm arzuların merkezinde bulunan korkuyu gözlemle ve geçici tatminin altında yatan ve büyüyen boşluğu izle. Bazen bu küçük bir boşluk olabilir ama her zaman oradadır. 

Efsane 5: Mutluluk her zaman gelecektedir. 

Diğer bir adı da ‘erteleme’ dir. Bu “evlendiğimde..., bir aile kurduğumda..., çocuklar evden ayrıldığında..., emekli olduğumda..., mutlu olacağım” tarzı ifadelerdir. Mutluluğu her zaman yarında, nadiren bugünde ve şu anda görmek bir alışkanlık haline gelmiştir. Sadece bugünün ve şu anın var olduğu farkedilmediği sürece, gerçek mutluluk çölde susuzluktan ölen birine vahanın bir yanılsama olarak görünmesi gibi olacaktır. Önünde onu gördüğünü ve hatta ileride parıldadığını sanabilirsin. Ona doğru yaklaştığına inanabilirsin ama hiçbir zaman oraya varamazsın. 

Efsane 6: Mutluluk her şey tamamen mükemmel olduğunda mümkündür. 

Mükemmelliyetçiysen günlük stres ve gerginlik yaşama olasılığın yüksektir. Bu dünya, hiçbir şeyin hiçbir zaman mükemmel olmayacağı kusurlu bir dünyadır. Neden? Çünkü mükemmellik kişiseldir. Bir mükemmeliyetçi için mükemmellik bile kusurludur çünkü kusuru algılamak kendi eksikliğimizi yansıtmaktır. Ancak bunu bir mükemmeliyetçiye hiç söylemeyin çünkü bu şekilde düşünemezler. Bir yerlerden ve birilerinden (genellikle ebeveynlerden) öğrendikleri şey, bir şeyi kusursuz yaptıklarında (başkalarının standartlarında) kendilerinin de kusursuz birer insan olduğudur. Bu tipik bir hatadır. Bu karmaşık dünyada hiçbir şey mükemmel olamaz. Ancak mükemmeliyetçi kişi her şeyi olduğu gibi kabul ettiğinde mutluluğu bulabilir; bu da gerçek mutluluğun en derin hallerinden biridir. Çünkü herşey olduğu haliyle mükemmeldir.  Bildiğimiz anlamda ‘mükemmel’ değil ama sadece olduğu gibi. Çünkü her şey olması gerektiği gibidir. Olduğu gibidir. 

Efsane 7: Mutluluk başkalarına bağlıdır. 

Belki de en yaygın yanılsama en derin kökleri olandır. Örneğin; başkaları senin mutluluğundan sorumludur. Bu efsaneden mağdur zihniyeti ve çoğumuzun sonunda razı olduğu daimi mutsuzluk ortaya çıkar. Aslında, mutsuz olmaktan mutluluk duyarız ve tüm dünya da “Aferim, sen de artık Normaller Klubü’nün üyesisin çünkü normal insanlar genelde mutsuz olurlar. Bu arada bu üstün nihai mutluluğu aramaya devam et. Ve bu arada izlemek isteyebileceğin güzel bir reklam var burada...” diyerek bunu doğrular.  Belli ki, toplumumuz mutluluğumuzu ‘dış kaynaklardan elde etme’ ye bağımlı olmaya devam ediyor. ‘Dış kaynaklara’ bağımlılığımızı sona erdirmek ve mutluluk hissimizi ‘iç kaynaklı’ hale getirmek hem bilincimizde hem de davranışlarımızda bir devrimdir. Şu an hepimiz mutluluğun bağımlılık olduğu efsanesini yaşayarak ‘maddi olarak’ başkalarına ‘bağımlıyız’! Sonuç olarak, mutluluk muhtemelen ‘mutluluk’ kelimesiyle en iyi şekilde tarif edilemez çünkü ‘alçak bir durum’ un aksine ‘yüksek bir durum’ u ifade eder. Gerçek mutluluk ne yüksek ne de alçaktır. Elde edilmez veya biriktirilmezdir. Gerçeğin bir taklidi değildir. Hiçbir ‘şey’ e bağlı değildir ve ‘hiçbir yerde’ aranmaz. Kazanılamaz veya saklanamaz. Ve kesinlikle üretilemez ve paketlenemez.  

Soru: Peki sizin için gerçek mutluluk nedir? Bu soruya hepimiz kendi cevabımızı vermeliyiz. 

Düşünce: Mutluluk sadece bir hissiyat değidir, olma durumudur. -- Bu ikisinin arasındaki fark nedir? 

Eylem: Yedi kişiye bu hafta hayatlarındaki en mutlu anın ne olduğunu sor ve yukarıdaki efsanelerden herhangi birinin bu hikâyelerde rolü olup olmadığını bulmaya çalış. 

 

e-bülten üyeliği
Ad Soyad
e-posta
e-jett V7: HMenu-1/R