Farkındalık Yeterli mi?
12 Haziran 2017 Pazartesi
Engeller mi Fırsatlar mı?
12 Haziran 2017 Pazartesi

Ağaç Gibi Olun

İnsanlık tarihi boyunca, ağaç süregelen ve sürekli yinelenen bir semboldür. Yaratılış efsaneleri, dinler, mistisizm ve hatta bilim, hepsi bu güçlü imajı fikirleri, hareketi, süreçleri, dünyayı ve hatta hayatın kendisini temsil etmek için kullanırlar.

 

Ağaçlar olmadan hayat olmazdı! Ağaç karbon dioksiti içine çeker ve bize oksijen verir, bu sayede nefes alabiliriz, günün sıcağında gölge ve serinlik verir, beslenmemiz için meyve verir ve hatta ömrünün sonunda bile kullanışlı malzeme sağlar. Ağaç olmadan hayat nasıl olurdu? Hatta çöldeki tek bir çalı bile hayatın ve ümidin sembolüdür.

 

Meltemde nazikçe sallanan ağacın çiçek ve yapraklarındaki renk ve güzellik, gözleri ve kulakları yatıştırır ve kalbe huzur verir. Manzaralar mevsime göre sürekli değişir.  İlkbaharda güneşin enerjisinden ve sıcaklığından yararlanarak yeni yaprak ve sürgünler çıkar. Yaz mevsimi, türlerin yaşaması için gerektiğinden fazla bol ürün getirir – onun ödülü paylaşma amaçlıdır. Ve dinlenme zamanı geldiğinde, yapraklar düşer ve ağaç sakin ve sessiz hale gelir. Ağaç sembolünden öğrenebileceğimiz o kadar çok şey vardır ki!

 

Ağacı zihninizde görün. Bir dayanıklılık, sağlamlık, güç, uzun ömürlülük vizyonu hatırlatıyor mu? Fakat uzun yaşamak ve gelen fırtınalara dayanmak için ağaç sadece sağlam ve güçlü olmak zorunda değil, aynı şekilde eğilir bükülür, esnek ve uyumlu olmaya da ihtiyaç duyar.

Ve siz en son fırtına ile karşılaştığınız zaman (örnek olarak, birisinin öfkesinin keskin kenarına) kopup kırıldınız mı ya da kıvrak, esnek ve onunla kolayca baş edebilir durumda mıydınız? Zor bir durum karşısında dik ve güçlü durabildiniz mi yoksa gücünüzü ve cesaretinizi kayıp mı ettiniz? Kendi ‘meyveleriniz’ ile yani diğerlerine olan o iyi dileklerle, düşünce ve hislerle cömert olabildiniz mi yoksa onları kendinize saklayıp bozulmalarına ve çürümelerine izin mi verdiniz?

 

Ağaç köklerle beslenir. Onlar ne kadar derine inerlerse, ağaç o kadar sağlam olur ve o kadar çok hayat suyu ve besin bulabilir ve onları her bir yaprağa yayabilir. Bizim köklerimiz ise inançlarımız, doğal olumlu özelliklerimiz, değerlerimiz ve ahlakımızdır. Bunlar hayatımız için dal ve yapraklardan yukarı doğru süzen bir temel sağlar – dış dünya ile temasımız – olumlu niyet ve eylemler olarak. İç güzelliğimiz saklı kalamaz. Fakat dikkat edin! Bir ağacın bütününde görülecek bir hastalık da yeraltında başlayabilir.

 

Ağaç gibi olun. Her gün, aslında her saat ‘Limitsiz Gün Işığı’ içinde banyo yapın ve yukarıdaki Tek Olan’dan güç ve gıda alın. Sonra bu enerjiyi kendinizi beslemek ve kendinize güç vermek için kullanın ve bu sevginin, ışığın rengini ve kokusunu dünyaya da yayın.

Doğru düşünce ve güzel eylemlerle köklerinizi her gün suladığınızdan emin olun. Gölge, sığınak ve güvenilir bir dayanak ihtiyacı duyduklarında diğerlerine destek olun ve özsaygınızda sağlam ve kararlı durun. Kendi güzelliğinizi, amacınızı ve dünyaya katkınızı bilin. İhtiyaç duyduğunuzda tüm görkeminizle ‘orada dışarıda’ olun, fakat kendinizi beslemek için gerekli sessiz zamanı yaratmayı da hatırlayın.

 

Bir ormanın parçası olsa da her ağaç yalnız durur. Aynı zamanda o çevre ile etkileşim içinde olurken ve onu zenginleştirirken, vererek ve alarak denge yaratırken, doğanın karışık EKO sisteminin gerekli bir parçasıdır. Biz de ağaç gibi yalnız dururuz, her ne kadar birçok kişinin ortasında olsak da. Biz de içinde verip aldığımız bir yol ile bir denge yaratmaktan tamamen sorumlu karışık bir “EGO” sistemin bir parçasıyız. Ağaç olgunlaştıkça eğilir. Biz egomuzu öldürdükçe, olgunlaşırız ve hayat tarafından kibrimiz kırılır.

 

Üstelik kelebekler kadar sokan arılar ve sinekler tarafından da ziyaret edileceğinizi fark edin. Kuşların sizin dallarınıza oturabileceğini ve övgünüzü şakıyabileceğini, ama aynı zamanda sizi denemek ve düşürmek için ortaya çıkan böceklere, beyaz karıncalara ve diğer küçük hayvanlara da dayanmanız gerekeceğini hatırlayın. Fakat onlar da hayat hikâyesinin gerekli bir parçasıdır.

 

Varlığınızın önemli, gerekli ve dünya için bir nimet olduğunu bilerek, özsaygınızda güçlü, dik, derine kök salmış ve metin olarak ayakta durma…vakti geldi. Bu, sizin herhangi bir fırtınayı veya tersliği atlatmanıza, daha güçlü olarak ortaya çıkmanıza ve hatta daha muhteşem ve görkemli olmanıza izin verecek; Tanrı’nın yaratımının değerli bir sembolü olmanızaizin verecek. Esnek, güçlü olun ve en çok da bereketinizi dünya ile paylaşın!

 

Yazan Aruna Ladva, Londra

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

//]]>